BAHAR, MİTOLOJİ, TEKNOLOJİ , KARİYER,İK.

2010-04-11 13:33:00

Bahar, bahar ne güzel mevsimsin sen.

Ne yazık ki Hades’in yüzünden ömrün kısacık.

Eski hikayeleri bilenler bilir Bahar Tanrıçası Persephone’nin hikayesini. Persephon  o zamanların  Tuba Büyüküstün’ü . Bir gün başında papatyalardan örülmüş tacı ile  yemyeşil kırlarda Ege’den doğru gelen tatlı meltemle birlikte dans eder gibi koşmakta. Koşarken ona cıvıl cıvıl öten türlü türlü  kuşlar da eşlik etmekte. Ağaçlar, çiçekler  en güzel renkleriyle onu selamlamakta. Güneş, kanını kaynatırken, gözlerini de ışıldatmakta. Tuba, pardon Persephone mutluluğun yeryüzündeki somut hali  sanki .. 

Ancak bu mutluluk sarhoşluğu, Persephone’nin çirkin yüzü, simsiyah giysileri, kan çanağı gözleri ile bütün bir kış yer altında kalmış, uyandığı için sinirli  ve mahmurluğunu henüz atamamış tecavüzcü Coşkun tipli Hades’le karşılaşması ile yerini bir serçenin pırpır eden yüreciği  ve  korkudan titreyen narin bedeni  ile korkuya bırakmış. Bu taze körpeliğe yıldırım aşkıyla tutulan   Hades, affetmez  hemen yakaladığı gibi Persephone’yi (belki de kirli emellerine alet etmek için ) asli mekanı olan yer altına götürüverir kara pelerinine sarıp sarmalayarak.

Demeter bereket tanrıçası , kızı Persephone’yi evde beklemekte, sık sık saate bakmaktadır. Mobil telefonda defalarca  “kaplama sahası dışında, mesaj bırakın” diye tekrarlayınca Demeter , telaş ve korkuyla kızın aramaya başlar. Kızını bulamayınca içine düştüğü sinir kriziyle Dünya’yı perişan eder. Karanlık, soğuk, açlık , kıtlık sanki 1929 veya 2000 yılların ekonomik krizi. Güneş tanrısı Helios, “ben biliyorum ne olduğunu ama işin zor  Demeter.Kızı “Hades götürdü, sonra da tam anlamıyla götürdü mü bilemiyorum” demiş. Demeter gözü yaşlı İda dağında (bugünkü Kaz Dağları ) kebap yapmakta olan Zeus’sun yanına varmış, bir çare bulmasını istemiş. Bu işi çözmezse başka tanrı bulmakla falan tehdit etmiş. Zor durumda kalan Zeus, metazori konuya eğilmek zorunda kalmış. Gözlerini kısıp , Olimpus’tan aşağı Hades’in yaşadığı karanlıklar ülkesine bakınca Persephone’nin açlık grevi yaptığını görmüş. ”Kızı bırak  Hades”,  diye şimşeklerini çaktırarak buyurmuş Zeus , “ Yok ya.. Biz burada ne doğal gaz , ne elektrik, kös kös oturalım. Sen orada bulutların üstünde , etrafında tanrıçalar , almışsın saz heyetini fasıl yapıp istediğine sarkıyorsun , yok sana  Persephone falan” diye posta koymuş. Eee, şimdi Zeus’ta ne yapsın , adam biraz haklı, ayrıca kardeşi de tabi… “ Bak Hades , sen kıza bir şeyler yedir, yüzüne renk gelip toparlasın, ben bir ara yol bulacağım, boru değil Tanrı’yız ya” . Hades’te , abisi diye çok üstüne gitmiyor, kıza birkaç nar tanesi yedirerek kendine gelmesini sağlamış. Bunun üzerine Zeus , “ Tamam” demiş. “Persephone her ilk bahar annesinin yanına dönecek, sonra senin yanına gelecek. Artık birkaç ay idare ediver , sonra ne istersen yaparsın..” .

İşte bu günden sonra her bahar Persephone , Hades’in yanından annesi Demeter’in yanına gelir. Her yer yemyeşil, cıvıl cıvıl, bolluk içersinde. Diğer zamanlarda da Hades alem yaparken biz burada soğuk , kış kar…

Adaletin bu nu Zeus? “.

Evet, kısacık bahar.

Ne demiş şair Nef’i  “ Esti nesim-i nev-bahar, açıldı güller subh-dem /
Açsın bizim de gönlümüz, sâki medet, sun câm-ı cem / Erdi yine ürdibehişt, oldu havâ anber-sirişt / Âlem behîşt-ender-behîşt, her gûşe bir bâğ-ı irem  / Gül devri, ayş eyyâmıdır, zevk u safâ hengâmdır / Âşıkların bayrâmıdır, bu mevsim-i ferhunde-dem / Dönsün yine peymâneler, olsun tehi humhâneler / Raks eylesin mestâneler, mutribler ettikçe negam”

Ben de eşimle Göztepe parkında gezinirken Nef’i gibi bir şeyler döktürmek istedim Lale’leri görünce . Malum İstanbul’un Lale bayramı. Göztepe Parkında da güzel örnekleri var Lalelerin. Bazı Laleleri , eski Osmanlı minyatürlerindeki  İstanbul laleleri gibi yetiştirmeye de başlamışlar. Park rengarenk çiçekler ve Lalelerle dolu. Bir mahsuru var, bu laleler sarı kırmızı oluyor da  sarı lacivert olmuyor. Şimdi fanatikler, “Gördün mü , doğa bile GS.li” falan diyecekler.

Eşimle yürüş yapmadan önce sabah erkenden oğlum geldi ve ( hanımlar bek hoşlanmadığı için ) Clash of the Titans – Titanların savası filmine gittik. Hikaye yukarıdaki gibi efsanevi. Nihai güç için süren mücadele, insanlar krallara karşı ve krallar da tanrılara karşı . Tanrılar  arasındaki savaş ta dünyayı yok edebilecek güçte. Bir tanrı olarak doğmuş, ancak insan gibi yetiştirilmiş olan Perseus  , ailesini yeraltı dünyasının kinci tanrısı Hades  'e karşı korumak konusunda çaresizdir. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan Perseus, Zeus  'un güçlerini ele geçirebilecek ve dünyaya cehennemi yaşatabilecek Hades'e karşı, çok tehlikeli bir görevi yönetmeye gönüllü olur. Şeytanlarla ve korkunç canavarlarla olan savaşı kazanmanın tek yolu tanrı olarak güçlerini kabul etmektir. Perseus kendi kaderini çizerek savaşı kazanır.

Filmi 3D olarak izledik. Teknolojinin getirdiği yenilikler insana bir başka zevk veriyor, ancak konuyu birde psikolojik boyutuyla irdelemek gerekir.

Filmi zevkle seyrederken  (hala bu tür filmleri içimdeki çocuk için izliyor , pis boğazlığı da içimdeki çocuk için yapıyorum J   ) aklımdan türlü çeşitli şeyler geçti.

Bakın , hikayeyi mitolojiden çıkartın , yerine insanları, devletleri, büyük şirketleri, ideolojileri, hayat görüşlerini koyun ortaya neler çıkacak. Büyük şirketler aralarındaki rekabet için devletleri yönetip insanları çalıştırıyorlar. İnsan Kaynakları departmanı bazen Hades’e bazen Zeus’sa  bazen de yarı tanrılara  insancıklalra hizmet ediyor. Tanrıların , Titanların savaşı  acımasız rekabet, enerji kaynaklarına ulaşmak için savaşlar da Hades’in kötülüğü. Savaşlar olmasın, insanlar ölmesin, sevgi ve barış hüküm sürsün yarı tanrıların günümüzdeki yansımalarının bilişim sektöründeki çalışmaları. Artık tanrılar , Nasdaq -Down Jones , Cumhuriyetciler – Demokratlar , Batı – El Qaide  olarak savaşıyorlar.

Filimin sonunda bir kahraman çıkarak kızı hep kurtarıyor ama , sonra o kahraman kıza sarkıyor.

İşte işin o tarafını hala çözemedim. 

Filmi seyrederken mitoloji bana bu metaforları yaptırdı yaptırmasına ama , filmde kullanılan  teknoloji daha ciddi düşüncelere sebep oldu, son 35 yılda teknoloji ve değişim sarhoşu olan zihnimde.

Bilişim ve iletişim , bir başka etkileyecek yaşantımızı ve kariyer planlamalarımızı.  Artık her şey daha derinden,   planlar hiçbir şey , planlama her şey olacak.

Bir zamanlar Andy Warhol  , “Herkes hayatında 15 dakika ünlü olacak.” demişti, bu gerçekleşti bilişim ve iletişim teknolojileri sayesinde.

Bilişim ve iletişim teknolojileri sayesinde artık her yer iş yeri, herkes kendi işinin patronu , CEO’su  olacak. Sevilen alanda teknolojide ileri gidilerek , uzmanlıklar kazanılarak yepyeni bir insan kaynağı ortaya çıkacak. 

Esnek çalışma ortamlarında , mobil insan kaynakları. 

Hem bağlı olduğun iş yeri ile çalışırken mobil, hem de sık sık iş değiştirerek mobil. Beklide aynı zaman dilimi içersinde bir kaç iş yeri ile çalışarak mobil.

Konuya başka yönlerden de yaklaşılabilir. İş yerine sadakat, iş görenlerin taleplerindeki farklılıklar, şebeke tarzı örgütlenerek projeler gerçekleştirmek…

Ben burada 3D teknolojisine bakarak , teknolojinin bize neler yapacağını ve yaptıracağını hayal etmek istedim.

Bir dostum Cuma günü ameliyat oldu. Ameliyatı robot yardımı ile yaptılar. Ameliyat yapılırken , farklı şehirlerden de yapılan işlemleri öğrenciler ve doktorlar izlediler. Hastamız , akşamına ayağa kalktı ve ertesi günü taburcu olacak.

Şimdi bu olaya bile bakarken ortaya neler çıktığına bakalım: Açık olarak yapılacak ameliyattan  , en az 45 gün sürecek nekahet döneminden sonra taburcu olunacakken , 2 günde taburcu olarak  nerdeyse bir buçuk ay kazanıldı, hasta kesilip biçilmedi, ameliyat riski asgariye indi, ziyaretçiler bile  gelemedi , ya eve gitti, yada telefon açtı veya mesaj gönderdi. Bu tip ameliyatları  uzaktakiler izleyebildi, gelme gitme olmadı,  azami sayıdaki insana eğitim verilebildi. Bir anlamda ameliyata “herkes” girebildi. Ameliyat pahalı gibi gözükse de , eski bir ameliyatın oluşturduğu toplam maliyet ve yenisi ile elde edilen kazançlar  hesaplandığında operasyon çok ucuza geldi (tabi eskisindeki maliyet paylaşılıyordu, yenisindekini ameliyat olan ödüyor J ).

Artık insanlar hayatlarını sürdürürken , bilhassa iş hayatlarını sürdürürken  sürekli öğrenecekler, farlılıklar oluşturacaklar. Çalışma yaşamı sürelerinde farklı kariyerlere sahip olmak zorunda kalabilecekler.

Eskiden çalışanları  firmalara bağlamak, onların sadakatini sağlamak için çalışmalar yapılırdı. Artık iş gören ve gördüren açısından her şey kişiselleşeceği, sanal alemle gerçek alem iç içe olacağı için ,  özgürlük, eşitlik, insan hakları, hukukun üstünlüğü, bazı alanlarda ve kişilere uygulanan pozitif ayrımcılık  gibi kavramlar ileri teknoloji ile bütünleşen bilişim ve iletişim sayesinde insanların yaşam  ve çalışma anlayışlarını  farklı yerlere taşıyacak.

Sahilde yapılan  sıkı bir yürüyüşten sonra alınan duşun rahatlığı ile Starbuck’ta  kahve yudumlayıp,  günlük haberler için 3G teknolojisi ile bağlanılan   internette  sörf yaparken, sevgilinin canlı görüntüsü eşliğinde  gönderilen  “ sabah şerifleriniz hayr olsun” mesajı ile komşu bir ülkede yapılacak ihaleye internet vasıtasıyla katılmak mümkün olacaktır.

Değişimler o kadar hızlı ve çeşitli ki ön görmek için bile zaman ile yarışmak lazım.

Acaba mitolojideki tanrılar günümüzde bilgi teknolojileri , onlara ulaşan kanallar yarı tanrılar mı? 

Yoksa bütün bunları bırakıp , Heybelide her gece mehtaba mı çıksak, sandallarımızı neşe ile doldurup zevke mi dalsak, MP 3 ten gelen müziğin sahile aksedişi ile demlenip, şarkı gazellerle etrafı mı yaksak ,zevklere mi dalsak ?

Zırrrr…

“Telefonun çalıyor..”

“Evet .. Sanem  arıyor..”

“Alo, buyur…”

“Ooo .. çok cool görünüyorsun .. Sandaldamısın .. Aaaa , yanında Cengiz , Semih var. Ne o alem mi yapıyorsunuz…  Etrafa döndür şu telefonu, bakayım neler var.. Güzeeel .. mehtapta çok romantikmiş … Denize düşmeyin ha…  Size Ferhat’ın son  albümünü forward’layayım da keyif yapın .. byee , mucuuuxxxx.”

“Byee, mucuuukx.”

“Yaaa, şimdi seninki bizimkilere konferans yaptırır … Sandal neşe yerine “Geyik” le dolar”

“Batmayalım…… Haa ha ha”

“Aman çok komik hoo ho ho.”

N.Sezgin ÖZAYTEKİN

2010-04-11 Fenerbahçe

 

 

 

 

22
0
0
Yorum Yaz